Türkiye provokasyona karşı teyakkuzda

Türkiye provokasyona karşı teyakkuzda

PAYLAŞ

ABD, İngiltere ve Fransa, İdlib’e saldırı gerekçesi oluşturmak için kimyasal provokasyona hazırlanıyor. PKK müttefiki ABD’nin İdlib’de konuşlu hücrelere ihale ettiği plan, Rus Savunma Bakanlığınca deşifre edildi. İddiaya göre Pentagon’a bağlı ‘muhalif’ görünümlü militanlar, İdlib güneyindeki Cisr’eş Şuğur bölgesine kimyasal silahlarla saldıracak ve bunu rejimin yaptığı şayiasının yayılması sonrası ABD, Fransa ve İngiltere, Türkiye sınırını alev topuna çevirecek. Bölgesel bir yangına neden olabilecek sabotajı önlemek için Ankara vargücüyle çalışıyor. Türkiye’nin İdlib teyakkuzu Moskova’daki üst düzey zirvelerle devam ederken, ABD’den İran’a, İsrail’den İngiltere’ye tüm ülkeler taşeronlarıyla aktif olarak sahada. Türkiye ise kontrol noktalarındaki askeri gücüyle güvence haline geldiği İdlib’de çatışmasızlığın devamını sağlamak ve Suriye sahasında yıkıcı ortak haline dönüşen ABD başta olmak üzere İdlib üzerinden oynanan oyunları boşa çıkarmak üzere Rusya ile tüm kanalları açık tutuyor.

DİKKAT ÇEKEN SÖZLER
Suriye’de varlık gösteren devletler tarafından idare edilen taşeron terörist örgütler İdlib’de olası bir çatışmaya zemin hazırlayacak her türlü girişimde bulunuyor. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un, “Esed İdlib’e kimyasal saldırı düzenlerse müdahale ederiz” açıklaması sonrası Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov’un şu sözleri dikkat çekti: “Cisr’eş Şuğur’da ‘kimyasal saldırı’ düzenlemek için Tahrir el-Şam militanları klorin dolu 8 tankeri, Cisr’eş Şuğur’un yalnızca birkaç kilometre uzağundaki bir köye konuşlandırdı. Özel bir İngiliz askeri şirketinin rehberliğinde, zehirli maddeleri kullanabilmek için eğitilen bir grup militan da İdlib’e ulaştı. ABD, 56 adet seyir füzesi taşıyan USS The Sullivans destroyerini Basra Körfezi’ne, B-1B savaş uçağını da Katar’daki askeri üsse konuşlandırdı. Suriye’yi yeniden vurmaya hazırlanıyorlar.”

İdlib’in Han Şeyhun beldesine geçtiğimiz yılın nisan ayında yapılan kimyasal bombalı saldırıda Abdülhamid el-Yusuf, ikiz bebekleri de dahil tam 16 yakınını toprağa vermişti.

ASTANA’YI DAĞITABİLİR
Bölgeyi alev topuna çevirebilecek sabotajı önlemek için Ankara-Moskova hattında yoğun bir trafik yürütülüyor. Halen 12 adet kontrol noktasında görev yapan binden fazla askeriyle İdlib’in çatışmasızlık alanı olarak muhafazasında önemli misyon üstlenen Ankara, ‘ortak garantörlük’ ekseninde Astana ve Soçi süreçlerine bağlı kalınması yönünde bastırıyor. Bu arada İdlib’de olası bir saldırı halinde Astana ve Soçi inisiyatifini dağıtacak gelişmelere kapı aralanabileceği konusunda da muhataplara gerekli uyarılar yapılıyor. İdlib’de teröristlerin bulunduğunu ileri süren ve bu pakete tüm muhalifleri sokmaya çalışan Rusya’ya Türkiye’nin verdiği mesaj açık: “Sivillerle teröristleri ayrıştıralım. Ortak inisiyatif aleyhine atacağınız her adım, ABD, İsrail ve diğer batılı ülkelerin planlarına katkı sunacak.”

O YANLIŞI TEKRARLAMAYIN
Diplomatik kaynaklar, artan görüşme trafiğinin İdlib için takvimin sıkıştığını gösterdiğini belirtirken, Rusya’nın geçmişteki bazı adımlarını da hatırlatıyor. Balıkçı lokantasında buluşma davetiyle öne çıkan önceki günkü Moskova görüşmelerine dair kaynaklar, “Daha önce yine Moskova’da Sayın Cumhurbaşkanımızın Rusya Devlet Başkanı Putin ile beraber bir cami açılışına katılışının hemen ardından Türkmendağı operasyonları başlamıştı ve bu süreç Rusya ile uçak krizine kadar gitmişti. Rusya’nın olası adımları ve ilişkilere dair dikkatli olunması gereken bir süreçten geçiyoruz. Rusya ile ilişkiler bu kadar yakınken böyle bir operasyon bizi nereye götürür dikkatli değerlendirilmeli ve Rusya da bu oyunlara gelmemeli” diyorlar.

Yalnız değiliz
Türkiye’nin Rusya ile artan işbirliğini yorumlayan Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, son gelişmeleri şöyle değerlendirdi: “Rusya ile birlikte verilen sıcak fotoğraf Türkiye’nin yalnız olmadığını göstermiş durumda. Biz ne zaman Amerikan ambargosu ile karşılaşsak Rusya Türkiye’ye yaklaşıyor. Kıbrıs ambargosu sırasında da Soğuk Savaş devam ederken Sovyet Genelkurmay Başkanı, Ankara’ya gelerek ‘silah ihtiyacınız olursa tüm depoları açtık, size silah verebiliriz’ demişti. Dolayısıyla bu bir denklem. Rusya’nın bu denklemden beklentisi şu: Türkiye ile Amerika arasındaki bir kalıcı kopuşun anlık olmayacağını, bir birikim meselesi olduğunu bilen Rusya, bu birikime katkıda bulunacak her adımı destekliyor. Küresel güç merkezi kayıyor ve ülkeler birbirlerini test ediyor. Türkiye’nin Rusya’dan belli silah sistemlerini alması da bir test. Bu süreçte işbirliklerinizi kurarken hiçbir ülkeye vaziyetinizi bir fırsat olarak görüp kendi siyasetlerini dayatma imkanı vermemeniz lazım. Türkiye, denge diplomasisiyle bir yandan zaman kazanırken bir yandan da güçlenmek ve içeriden kendisini yeniden inşa etmek üzere çalışmalı. Türkiye’nin güçlenmesi ancak içeriden inşa edebileceği bir süreç ve çok önemli. Türkiye bir güç merkezi ve attığı her adım pek çok coğrafyayı etkileyecek bir sonuç anlamına geliyor.”

PAYLAŞ

BİR CEVAP BIRAK