Hashaberim.com Son Dakika Güncel Haberler

Gıda fiyatlarındaki yüksek artış nasıl önlenir?

Gıda fiyatlarının neredeyse tümünde son dönemde yaşanan yüksek artış, vatandaşın haklı tepkisini doğururken, aynı zamanda hükümeti de buraya odaklanmaya ve çözüm önerileri geliştirmeye yöneltti. Hükümetin ilk refleksi, piyasayı denetleme, fiyatları baskılama ve dengelemeye dönük oldu. Ancak piyasa aktörleri, bunun çözüm olmadığını başka handikaplar doğuracağını belirtiyor. Vatandaşın alım gücünün düşmesinin, ihracatçı ülkelerin gıda güvencesi kaygısıyla stoklamaya yönelmesinin ve yerli üretimdeki düşüş/kayıpların önemli etkenler olduğunu belirten piyasa aktörleriyle gıda fiyatlarındaki artışları konuştuk…

Gıda fiyatlarındaki yüksek artış nasıl önlenir?
29 Ocak 2021 - 4:14

Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, faaliyet alanı olan sebze-meyve konusunda bazı önerilerde bulunurken, sorularımıza da şu yanıtları verdi:

SEKTÖRÜ İZLEYEN VE MÜDAHALE EDEN BİRİM

Üretimden tüketime kadar olan bir tedarik zinciri var. Bu alanda bir bilgi kirliliği var. Biz, katılımcı olarak gerçekleri tüketici ile paylaşmalıyız. Ulusal ve uluslararası büyük marketlerin piyasa üzerindeki orantısız hakimiyeti önemli bir sorun. Çoğu zaman oligopol benzeri bir piyasa yaratıyorlar. Adına sebze-meyve şubesi mi, masası mı dersiniz. 3-4 kişiden oluşan sektörel kuruluşlar, bu işi izleyen bir birim kurulması gerekir. Piyasa ve fiyat hareketleri doğru izlenmeli. Önce hastanın ateşini ölçüp, testlerini yapıp tanısını koymak lazım. Piyasayı şeffaf hale getirelim. Sorunu doğru tespit edelim. Tespiti yaptıktan sonra çözüm önerileri sunalım. Hemen birilerini suçlamayalım.

ÜRÜN KIYASLAMASI

Bizde en büyük sorun aynı ürünün mukayesesinin yapılmaması. Bir ürün için şu ifade kullanılıyor:

“Tarlada 2 lira markette 12 lira.” Yok böyle bir şey. 2 liralık malın 3.5 lira tüketim bölgesinde maliyeti var. Yuvarlana yuvarlana büyük şehre gelmiyor. Birileri malı alıyor işliyor; nakliye, işgücü maliyetleri, zayi var. Marketler de alıp karını üzerine koyup satıyor.

Domates, bazı marketlerde 3-4 lira, patates-soğan 2 lira. Diyelim ki lüks bir markete gidiyor, cımbızla çeker gibi çekiyor, başka yerdeki en ucuz ürünle kıyaslıyor. Birileri haksız kar mı koyuyor, fırsatçılık mı yapıyor. Varsa böyle bir şey bunu doğru ortaya koyalım.

“CEZA KESEREK OLMAZ”

Üretimden tüketime kadar müdahale edilebilecek bir mekanizma yok. Kesilen cezalar işi düzeltmez. Endişe ettiğim konu; faturanın halcilere kesilmesi. Haller belediyelerin mülkiyetinde. Sebze-meyve özel bir kanunla idare ediliyor. Bu piyasa iyi gözlemlenmeli; şeffaf şekilde izlenmeli. Bir kusurları varsa halciler için gereği yapılmalı. Bakanlıktaki piyasa izleme birimi, her şeyi takip edemiyor. Sebze meyveyle ilgili masa ya da büro olmalı. Takip edilirse hangi ürün nerede kaç para olmalı, bu ortaya konulabilir.

Üretim zincirini izleyip doğru olanı yapmalıyız. Bir planlama yapmalıyız. Planlama doğru olmazsa bir sene ucuz olan ürün sonraki sene pahalı olabilir. Patates, soğan, havuç, muz… En fazla bu ürünler takip ediliyor. Domatesin çok fazla çeşidi var. Her zaman takip etmek kolay olmuyor. Ne ceza ile ne kanunla olur. Bunun yolları var. Maliyetin üstünde bir garanti fiyat olmalı, en az 8-10 çeşit üründe… Üretici desteklenmeli ki tüccara karşı mağdur olmamalı.

“ÜRETCİ MAĞDUR OLDU”

2020’de üretici 2019 fiyatlarına göre zarar etmiş. 2019’un fiyatlarını bulamamış. Üretici 2019’un altında fiyatlar almış. Bunun üzerine maliyet artışları ve enflasyonu koyduğun zaman zarar daha büyük oluyor. Bu noktada halin önemi de ortaya çıkıyor. Direkt üreticiden alınca hani büyük marketlerde ürünler daha ucuz olacaktı? Halden daha ucuz fiyat göremiyoruz. Fiyatlar biraz oynayınca herkes dönüp hal yasası diye kıvranacak. Hal yasasıyla ilgisi yok ki… Alım gücü olmayan vatandaş ne yapsın? Ne desen pahalı geliyor. Bu iş doğru takip edilirse, süreçler şeffaf olursa tüketiciler de gönül rahatlığıyla alışverişlerini yapar. Vatandaş da kendisini kandırılmış hissetmez…

GIDA GÜVENCESİ REFLEKSİ

TOBB Tarım Meclisi Başkanı ve ATO Yönetim Kurulu Üyesi Ülkü Karakuş, sektörün dünyada ve Türkiye’de fotoğrafını çekerken, çözüm önerilerini de şu şekilde sıraladı:

TARIMSAL ÜRÜNLERİN FİNANSALLAŞMASI

Biz sebeplerle değil, sonuçlarla uğraşıyoruz; sonuçlar üzerinden de üreticiyi eziyoruz. Doğru bir politika değil. Tanzim satış noktaları, depolara baskın gibi üreticiyi tüketicinin önüne atan bir politika uyguluyoruz. Bütün dünya gıda stoku yapıyor. Chicago Borsası’nda Mısır yüzde 4, soya yüzde 2 prim yaptı. Niçin? Çin alımını artırdı da ondan… Birçok üründü Çin’in bir haftalık ihtiyacı Türkiye’nin bir yıllık alımına denktir. Diyelim ki Çin bir talebi fazla gönderdi. Kontratta yüzde 4 arttı. Her gün olan şeyler. Düşüyor artıyor. Tarımsal ürünlerin finansallaşması had safhaya ulaştı. Altın borsa gibi tarım ürünleri alınıp satılıyor. Dünya nüfusu her yıl, Türkiye nüfusu kadar, yani 80 milyon artıyor. Türkiye de her yıl 1 milyon artar. Değişen şey fiyatlar. Bu fiyatların yükselmesini gerektirecek bir üretim düşüşü yok.

KAZANAMAYAN ÜRETİCİ

Lisanslı depoculukta herkes kazanıyor. Kazanamayan bir kişi var; o da üretici. Harman döneminde yine geleneksel olarak getiriyor malını tüccara veriyor. Nefesi kalmamış çünkü… Temel yanlışlardan biri de 400 dolar asgari ücret. 400-450 dolar asgari ücretin olduğu bir yerde, yem fiyatları yüzde 50, gübre yüzde 90, döviz yüzde 30-40, enerji ve maliyetleri yüzde 30-40 artmışken, fiyatlarda üreticiyi perişan eden bir durum ortaya çıktı. Yem fiyatları artarken; süt fiyatları yerinde kalsın deniliyor, Çiftçi zarar edince damızlıklarını kesiyor. Kesmezse hayvan onu kesecek. Üreticinin asker durumuna geldiği bir durum var. Çavuşluğu marketler yapıyor. Marketler üretici fiyatlarını belirleyen duruma gelmiş. ABD’de marketler zinciri temsilcisi ABD başkanını tehdit ediyor. Marketler zincirinin bu kadar güçlü duruma gelmesinin sosyolojik tehlikeleri var.

KURAKLIK ETKİSİ

Kuraklık bu sene çok ciddi. Mayıs ayından itibaren hububatta üretim azlığı; bir üretim kaybı mutlaka olacak. Biz; Rusya, Kazakistan ve Ukrayna’dan buğday alıyoruz. Rusya ve Ukrayna 50 dolar ihracata fon getirdi. Gıda güvencesi sağlamaya çalışıyorlar. Kendileri için korkuyorlar. Türkiye, 20 milyon ton buğdayı kendisi üretmeli. Çin başta olmak üzere Kazakistan, Rusya Ukrayna stoklarını fazlalaştırıyorlar. İhracatçı ülkeler de ihracat vergisi koyuyorlar. İhracata konu tarım ürünleri var; balık, tavuk, yumurta, un, makarna… Bunları ihracata veriyoruz. İç piyasada fiyat yükselecek diye iç piyasada görünmeyen engeller getiriliyor. Bu, çok sıkıntılı. Çalıştığınız ülkelerde pazar bulmanız kolay olmuyor. İhracata görünmeyen engeller getirilince ve siz buralara mal veremeyince yerinize İran, Mısır ve başka ülkeler giriyor. İhracat pazarını kaybediyoruz. Kamu, yapması gerekenin çok daha fazlasıyla pazara müdahalede bulunuyor.

“DENETLEMEYLE OLMAZ”

Sadece denetlemeyle bu fiyatları kontrol altına alamazsınız. Yapılacak şey üretimin artışına yönelik politikalar geliştirmek. Üreticilerin para kazanmasını sağlayacaksınız. Yumurta niye 1-1.5 liraya çıktı? 1.5-2 yıldır zarar eden üreticilerin çoğu battı. Asgari ücret ortalama ücret haline gelmiş; vatandaşın alım gücü düşmüş. Sabit giderler, elektrik, su, doğalgaz, üstüne koymuşsun. Gıdanın enflasyon sepetinde oranı yüzde 4-5. Yüzde 1’lik artış, enflasyonu 0.80 oranında artırıyor. Çok daha büyük tehlike var; bu malların alım satımı yapan marketler, fiyatları baskılamak üzere üreticiyi sıkıştırıyorlar.

HAMMADDE SIKINTISI

Biz, geçen yıl, hiçbir ürüne yok demedik. Raflar doluydu. Türkiye’nin üretim kapasitesi var. Normalde kapasitemizin 50-60’ını kullanıyoruz. Geçen yıl, bütün fabrikalar üretimlerini artırdılar. Türkiye’de mamul madde sıkıntısı yoktur; hammadde sıkıntısı vardır. Bu nedenle dövize bağlı üretim yapıyoruz. Bakıyoruz görüntülere denetleme diye paltolu adamlar ellerinde kağıt gitmişler manavı denetliyorlar. Sen üreticiyi kabzımala, tüccara teslim etmişsen olmaz. Toptan 1 lira olan patates tüketiciye gelirken 3 liraya çıkmışsa, nedenlerine bakacaksınız. Asıl kâr kime gidiyor. Aslan payını kim alıyor? Bu sistemde üretici de mağdur. Üreticinin mağduriyetini giderecek politikalar üreteceğiz. Pazar yerine gidip bu malı niye bu fiyata satıyorsun? deyip insanları ürkütmenin anlamı yok.

Piyasayı fonlarken, üretime dönük politikalar gerekli. Üretici de bağırıyor, tüketici de. Demek ki planlamada bir yanlışlık var.
Bu, bugünün işi de değil. 40 yılın sorunu. Yüzde 7’ye inmiş tarımda gayri safi hasıla. Türkiye’ye yetmiyor; artması lazım. Geleneksel yaşam biçimleri kalmadı. Gıda ürünleri konusunda direkt tüketici durumundayız. Kentten kırsala göç projeleri güzel ama altı boş. Eğitim, sosyal hayatı güzelleştirmezsen kimse kırsala geri dönmez.

Köyleri mahalle yaptılar büyükşehir yasasıyla. Köyler mahalle olunca, köyde oturanlardan dünyanın parası alındı. Bunun yanlış olduğu görüldü. Şimdi tarım şurasında kırsal mahalle adı getirildi. Köy statüsünde olanların kırsal mahalleye dönüştürülmesi lazım.

VERİMLİLİK SIKINTISI

Verimlilikle ilgili sıkıntılar var. Hasatta kayıplar var. Su konusu, özel olarak işlenmeli. Birim alandan maksimum verim elde edebilmek için modern tarım teknikleri kullanılmalı. Bu sene sulama yılı ilan edildi; yeraltı barajı denildi hemen… Bu, çok erken. Bundan önce basınçlı su sistemi ve damla sulamaya geçilmeli. Kırsalda küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretimde kalmalarını sağlamak lazım. Tarım işletmelerinin düzenli ve yeterli gelir elde etmesi sağlanmalı. 40-45 bin kooperatif var; çoğu işlevsiz…

EN ÇOK KAZANANLAR
    EN ÇOK KAYBEDENLER
      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER
        BUGÜN 1000TL NE OLDU?
        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN

        Hashaberim.Com Site içerisinde bulunan materyallerin tüm hakları saklıdır.

        antalya escort

        bodrum escort

        ankara escort

        1xbet