Miras hukuku, vasiyet bırakan kişinin gerçek iradesinin korunması üzerine kuruludur. Ancak çoğu zaman vasiyetnamelerin el yazısı ile düzenlenmesi, kötü niyetli müdahalelere kapı aralayabilir. Vefat eden kişinin aslında hiç yazmadığı veya rızası dışında imzalatılan belgeler, mirasçılar arasında yıllarca süren davalara konu olmaktadır. Bu noktada bir grafoloji uzmanı, belgedeki el yazısının vefat edene ait olup olmadığını saptamak için kişinin sağlığında kaleme aldığı günlüklerini, mektuplarını veya resmi dilekçelerini inceler. Yaşlılığa bağlı el titremeleri ile taklit sırasında oluşan titremeler arasındaki karakteristik farklar, ancak bu derinlemesine analizle ortaya çıkarılabilir.
Vasiyetname üzerindeki imzanın geçerliliği de bir o kadar önemlidir. Bir imza inceleme uzmanı, imza sahibinin motor alışkanlıklarını, mukayese örnekleri üzerinden bir harita gibi çıkarır. İmzanın başlangıç baskısından, son hamlesindeki kalem kaldırma refleksine kadar her detay titizlikle incelenir. Sahte vasiyetnamelerde genellikle imza, orijinaline şekilsel olarak benzese de, kişinin özgün hız ve akıcılığından yoksundur. Uzman raporu, belgenin sahteliğini bilimsel olarak kanıtlayarak, miras bırakanın son arzusunun manipüle edilmesini engeller ve gerçek hak sahiplerini korur.
Belge incelemesi sadece bir onay süreci değil, adaletin yerini bulması için bir zorunluluktur. Miras davaları gibi hassas süreçlerde, teknik raporların sunulması mahkemelerin yükünü hafifletir ve belirsizliği ortadan kaldırır. Bilimsel metotlarla hazırlanan bu mütalaalar, aile içi huzuru ve adaleti tesis etmede hayati bir rol oynar. Doğru bir analiz süreci, belgedeki en küçük ayrıntının bile birer delile dönüşmesini sağlayarak haksız kazanç kapılarını tamamen kapatır.
